<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8513598296330793799</id><updated>2011-07-08T17:57:37.103+03:00</updated><category term='fatih sultan Mehmet'/><category term='Roma Rakamları'/><category term='Ali Kuşçu'/><category term='Roma'/><category term='İlkler'/><category term='Kimdir'/><category term='İlk Buluşlar'/><title type='text'>GELİSİM YAP</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://gelisimyap.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Cemil KIZIK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12167504252548830398</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_6sGl_BPlVN4/S_gC8LzO9TI/AAAAAAAAAEg/zS0dUl5csa8/S220/IMG0094A.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>10</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8513598296330793799.post-2820510622949423928</id><published>2010-05-23T10:29:00.000+03:00</published><updated>2010-05-23T10:29:10.759+03:00</updated><title type='text'>Giriş Sayfamı Değiştiremiyorum.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://img356.imageshack.us/img356/4196/adszbm0.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" gu="true" height="200" src="http://img356.imageshack.us/img356/4196/adszbm0.jpg" width="178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bazen Giriş Sayfasını Değiştirmek İstediğinizde İnternet Özelliklerinin Bu Bölümü Kapalı Oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da Siz Değiştiriyorsunuz O Tekrar Kafasına Göre Takılıyorsa O Zaman Aşağıdaki Adımları Sıraıyla Yapın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlat &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalıştır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;regedit Yaz (winxpde) HKEY_CURRENT_USER\Software\Policies\Microsoft\İnternet Explorer\Control Panel'i açın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağda yazan HomePage REG_DWORD 0X00000001(1) değerindeki sadece parentez içindeki 1 i sıfır yapın bilgisayarınızı kapayıp açın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8513598296330793799-2820510622949423928?l=gelisimyap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gelisimyap.blogspot.com/feeds/2820510622949423928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2010/05/giris-sayfam-degistiremiyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/2820510622949423928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/2820510622949423928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2010/05/giris-sayfam-degistiremiyorum.html' title='Giriş Sayfamı Değiştiremiyorum.'/><author><name>Cemil KIZIK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12167504252548830398</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_6sGl_BPlVN4/S_gC8LzO9TI/AAAAAAAAAEg/zS0dUl5csa8/S220/IMG0094A.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8513598296330793799.post-5343621710231138270</id><published>2010-05-23T10:13:00.000+03:00</published><updated>2010-05-23T10:13:06.446+03:00</updated><title type='text'>Mail Adresinden Güzel Yazılar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://img2.blogcu.com/images/m/u/t/mutlumahalle6711/komik-civciv.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" gu="true" height="258" src="http://img2.blogcu.com/images/m/u/t/mutlumahalle6711/komik-civciv.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Krediniz nasıl olsun? (Erkek 33 İzmir)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bankacıyım. Amcamın biri 1000 YTL tüketici kredisi çekmek için şubeye geldi, sırada bekliyor. Sıra tam ona geldiğinde ise sistemin gitmesi nedeniyle 1.5 saat beklemesi gerekince bombayı patlatıyor. “Bu kadar saat şubenin önünde dilenseydim parayı toplamıştım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amcam ve Yengem (Kadın 20 Bolu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocaman bir alkış da televizyonda film izlerken yüzen gemileri gösterip “Ay bunlar nasıl böyle suyun üstünde batmadan durur anlamam ki.” diyen yengeme ve ona “Onlar film icabı öyle duruyor salak karı.” cevabını veren amcama gelsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******** &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar kimden? Kadın , 21 , Bursa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annemle b abam tartışıyor. Tartışma esnasında annemin kafası o kadar çok karışıyor ki, kendisini aldatmakla suçladığı babama “O çocuklar benden mi??” diyor! Zaten tartışma o anda bitiyor, gülmekten tabii.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düz mantık Erkek 25 Trabzon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında ”Bu ev kiralıktır” yazılı bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka evin camında ”Bu da” yazısını görürseniz bilin ki Trabzo n’dasınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazarlık Kadın 25 İzmir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzurlarınızda tanesi bir buçuk lira olan atletlerin üç tanesini beş liraya almak için pazarlık eden annem ve “Abla kurtarmaz” diyen pazarcı. Alkışlarınızla efendim tencere ve kapak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**** *****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplamda Kadın 24 Antalya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen gece nöbetteyken acile 3 yaşında, para yutmuş bir hasta geliyor. Babasına ne kadar yuttuğunu soruyoruz; “1 YTL” diyor. Yapılan tetkikler sonucunda bir adet 50 Kuruş ve iki adet 25 Kuruş tespit ediyoruz. Baba bir şekilde haklı olduğu için sadece aramızda gülüşerek konuyu kapatıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hevesli Erkek 40 İstanbul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeşime araba kullanmayı öğretiyorum. Çok hevesli… Bana; “Abi çok kolay yaa, aynı bilgisayar oyunu gibi!” diyor. Cevabım; “Hııı… Ama tek canın var…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arabam çalındı Erkek 29 Ankara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 gece önce arabasını otoparkta unutup eve dolmuşla dönen ve sabah “Arabam çalındı!” diye ortalığı kasıp kavuran salak benim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayıp aranıyor Erkek 26 Antalya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sevdiğimiz dedemi kalp krizi sonucu kaybettik. Sevilen bir esnaf olmas ı sebebiyle cenazesine oldukça büyük bir kalabalık katıldı. Biz taziyeleri kabul ederken uzun süredir görmediğim bir arkadaşım beni gördü ve geldi. “Bu kalabalık da ne böyle?” diye sorunca gayet normal bir şekilde “Dedemi kaybettik.” dedim. Cevabı beni o an bile krize sokmaya yetti: ”Bu kadar insan hala bulamadınız mı?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havale Kadın 25 Ankara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bankada gişenin önünde işlemimin yapılmasını bekliyorum. Yanımdaki gişede işlem yaptıran yaşlı teyzeye, işlemini yapan kadın soruyor: “Parayı kim alacak teyze? Alıcısına ne yazalım?” Teyzem cevap veriyor: “Bu paranın hayrını görme İnşallah yazalım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huysuzluk etme Kadın 25 izmir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otobüse bindim, her yer dolu, arkaya doğru ilerledim, bir koltuktan tutundum, ayakta duruyorum. Hemen önümde oturan, 20′li yaşlara yaklaşmakta olduğunu tahmin ettiğim genç “Oturmaz mısınız?” dedi, hani kalkayım da oturun anlamında, “Gerek yok, teşekkür ederim, böyle iyi.” dedim. Kalktı ve “Buyrun, oturun.” dedi, “Teşekkürler, iyi böyle.” dedim, “Huysuzluk etme, otur dedik, otur işte!” dedi, ne yapayım, oturdum ben de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Direksiyon eğitimi Erkek 35 İzmir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sene 1993. Sevgilime (şu an karım olur kendileri) araba kullanmayı öğretiyorum. İzmir ‘in o zamanki halini bilenler bilir. Üçkuyular-Narlıdere yolu şimdiki gibi değil. Sakin… Stres olmasın, panik yapmasın diye çok karışmamaya çalışıyorum. Ayrıca çok sakin bir ses tonuyla konuşuyorum. Direğe 3 santim farkla geçiyor benim güzel sevgilim. “Direğe çok yakın geçtin hayatım.” diyorum. Cevap “Hangi direğe?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuktan al haberi Erkek 29 Yurtdışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asker arkadaşımın evine akşam çay içmeye gittik. Arkadaşın babası oturduğumuz odanın bir köşesinde namaz kılarken, rükuya eğildiğinde arkadaşın yeğeni dedesinin arkasına geçip baş parmağını araya sokup “Düüt!” derken mi, yoksa dedesinin başını yana çev irip “Namaz bitsin ben senin bacagına s.çacağım!” derken mi, yoksa namazdan sonra dedesinin elinden kurtulmaya çalısan çocuk “Ama babam da anneme yapıyordu dede ya!” derken mi, dudağımı ısırmaktan kanattım bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lamba Kadın 22 İstanbul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün gece evime giderken yolun tenhalığından olsa gerek kırmızı ışıkta geçtim. Ardından yurdum polisine alkışı hak ettiricek anons: “Bacım o geçtiğin gece lambası değildi, çek sağa.”&amp;lt; /SPAN&amp;gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. kat Kadın 21 istanbul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecenin üçünde odamın penceresinden ölümüne sarkıp sigara içerken, yan pencereden ani bir şekilde kafasını uzatıp “Yakaladım! Hahaha!” diye bağırıp az daha düşmeme sebep olan kadın, benim öz annemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bireysellik Kadın 28 Konya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneme, “Hayatıma giren erkekler neden bu kadar çabuk çıkıyor? Bendeki şanssızlık genetik mi?” diye sordum. “O senin bireysel salaklığın, bizi bulaştırma!” dedi. Hemen sustum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskilerden bir fotoğraf Erkek 23 İstanbul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahip olduğu Atatürk fotoğrafı hakkında “Bu resimden kimsede yok, biliyor musun?” diyen babama annemden muhteşem cevap! “Niye, sen mi çektin?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncitmek Kadın 28 Artvin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Seni kimsenin incitmesine izin vermeyeceğim.” derken, “Bu işi kendim yapacağım.” demek istediği hiç aklıma gelmemişti…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8513598296330793799-5343621710231138270?l=gelisimyap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gelisimyap.blogspot.com/feeds/5343621710231138270/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2010/05/mail-adresinden-guzel-yazlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/5343621710231138270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/5343621710231138270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2010/05/mail-adresinden-guzel-yazlar.html' title='Mail Adresinden Güzel Yazılar'/><author><name>Cemil KIZIK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12167504252548830398</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_6sGl_BPlVN4/S_gC8LzO9TI/AAAAAAAAAEg/zS0dUl5csa8/S220/IMG0094A.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8513598296330793799.post-3353900919015513961</id><published>2010-05-23T09:54:00.000+03:00</published><updated>2010-05-23T09:54:14.596+03:00</updated><title type='text'>Mutluluğun Resmi ( Abidin Dino )</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://img.blogcu.com/uploads/woelfin_Mutluluk.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" gu="true" height="255" src="http://img.blogcu.com/uploads/woelfin_Mutluluk.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Abidin Dino nun O muhteşem Resmi Mutluluklar Dilerim...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8513598296330793799-3353900919015513961?l=gelisimyap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gelisimyap.blogspot.com/feeds/3353900919015513961/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2010/05/mutlulugun-resmi-abidin-dino.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/3353900919015513961'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/3353900919015513961'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2010/05/mutlulugun-resmi-abidin-dino.html' title='Mutluluğun Resmi ( Abidin Dino )'/><author><name>Cemil KIZIK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12167504252548830398</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_6sGl_BPlVN4/S_gC8LzO9TI/AAAAAAAAAEg/zS0dUl5csa8/S220/IMG0094A.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8513598296330793799.post-4022199327506600548</id><published>2010-05-22T21:04:00.005+03:00</published><updated>2010-05-22T21:22:47.156+03:00</updated><title type='text'>Dünyanın Enleri</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://img1.loadtr.com/b-341772-http_d%C3%BCnya_resimi.jpg" imageanchor="1" style="cssfloat: left; margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" gu="true" height="200" src="http://img1.loadtr.com/b-341772-http_d%C3%BCnya_resimi.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en büyük nehri: Nil-Afrika&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en yüksek dağı: Everest-Asya–8.848 m&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en büyük çölü: Büyük Sahra Çölü-Orta/Kuzey Afrika&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en büyük yanardağı: Tambora-Endonezya&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en büyük mağarası: Carlsbad Mağarası-New Mexico, ABD&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en büyük gölü: Hazar Denizi-Orta Asya–394.299 km²&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en büyük adası: Grönland-Kuzey Atlantik–2.175.597 km²&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en sıcak yeri: Al’Aziziyah-Libya–57,7 C&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en soğuk yeri: Vostock II- -89,2 C&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en kalabalık ülkesi: Çin–1.237.000.000 kişi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en geniş ülkesi: Rusya–10.610.083 km²&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en küçük ülkesi: Vatikan–0.272 km².&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en kalabalık şehri: Tokyo-Japonya–26.500.000 kişi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en uzun binası: Suyong Bay Tower-Pusan(Güney Kore): 88 kat 462 m.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en uzun demiryolu tüneli: Seikan-Japonya–53,9 km.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en uzun karayolu tüneli: St.Gotthard-İsviçre-16.4 km.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en uzun kanalı: Panama kanalı-Panama–81,5 km.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en uzun köprüsü: Akashi-Japonya–1.990 m.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyada en çok konuşulan dil: Çince (mandarin)-885.000.000 kişi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en çok ülke ile sınırı olan ülke: Çin (15 ülke ile sınırı var)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en yüksek yerleşim yeri: Webzhuan, Çin-Deniz seviyesinden 5.090&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;m. yukarıda&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en alçak yerleşim yeri: Calipatria, Kaliforniya, ABD -deniz seviyesinin 54 mt. Altında&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyanın en uzun kesintisiz sınırı: ABD-Kanada sınırı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;En geniş ülke Rusya – 10.610.083 km²&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;En küçük ülke Vatikan – 0.272 km²&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;En çok ülke ile sınır komşusu olan ülke Çin – 15&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;En uzun kesintisiz sınır ABD – Kanada&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;En kalabalık şehir merkezi Tokyo – 26.5 milyon&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;En geniş alana yayılmış şehir Mt. Isa, Queensland, Avustralya – 25.427 km²&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;En yüksek yerleşim birimi Webzhuan, Çin – deniz seviyesinden 5.090 metre yukarıda&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;En alçak Calipatria, Kaliforniya, ABD – deniz seviyesinin 54 metre altında&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;En kuzeydeki yerleşim birimi Ny Alesond, Norveç – 78.5 derece kuzey&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;En güneydeki yerleşim birimi Puerto Williams, Şili – 55.1 derece güney&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;En ıssız, yerleşim olmayan ada Tristan da Cunha – Güney Atlantik&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;En çok dil konuşulan ülke Papua Yeni Gine – 869&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;En kuzeydeki kara parçası Islet of Odaaq, Grönland açıklarında&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;En güneydeki kara parçası Güney Kutbu, Antarktika&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8513598296330793799-4022199327506600548?l=gelisimyap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gelisimyap.blogspot.com/feeds/4022199327506600548/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2010/05/dunyann-enleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/4022199327506600548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/4022199327506600548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2010/05/dunyann-enleri.html' title='Dünyanın Enleri'/><author><name>Cemil KIZIK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12167504252548830398</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_6sGl_BPlVN4/S_gC8LzO9TI/AAAAAAAAAEg/zS0dUl5csa8/S220/IMG0094A.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8513598296330793799.post-1174177855015223931</id><published>2010-05-22T19:59:00.001+03:00</published><updated>2010-05-22T21:20:44.563+03:00</updated><title type='text'>Mail Hesabıma gelen resimleri göremiyorum: İşte Cevabı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.sanality.com/wp-content/uploads/2009/01/internet-explorer-7-titanium.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" gu="true" height="200" src="http://www.sanality.com/wp-content/uploads/2009/01/internet-explorer-7-titanium.png" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bazı zaman mail adresinize gelen resimler görünmez. Bu problemi çözmenin çeşitleri yolları işte aşağıda.&lt;br /&gt;Resimler gösterilmemektedir.&lt;br /&gt;“Resimleri aşağıda göster cemilkizik@yahoo.com adresinden gelen resimler her zaman gösterilsin” gibi mail adresinizde seçenekler vardır resimleri aşağıda göster dediğinizde gösterir. Eğer hala göstermiyorsa neler yapılabilir.&lt;br /&gt;Tarayıcınızın önbellek ve çerezlerini temizlediniz mi? Farklı bir tarayıcı kullanmak da problemi çözebilir! Onun dışında http bağlantısını geçici olarak kapatabilirsiniz. Ayarlar’dan ‘Genel’ – ‘Tarayıcı bağlantısı’ bölümündeki işareti kaldırarak.&lt;br /&gt;Ayrıca ‘Labs’ özelliğini etkisiz hale getirmek de problemi çözebilir.&lt;br /&gt;Çoğunlukla bu problemi Interner Explorer 8 kullananların yaşadığını farkettim bende bu şekilde sorun yaşadım ama sonunda aşağıdaki şekilde çözdüm. Dolayısıyla IE8 kullanıyorsanız aşağıdaki adımları denemek de problemi ortadan kaldırabilir:&lt;br /&gt;Tools menu &amp;gt; Internet Options &amp;gt; Security tab &amp;gt; Custom level &amp;gt; Display mixed content &amp;gt; ‘Prompt’&lt;br /&gt;Türkçesi&lt;br /&gt;Araçlar menüsü(İnterneti açtığınızda sağda üstte)&amp;gt; İnternet Seçenekleri&amp;gt; Güvenlik (tabı)&amp;gt; Özel Düzey&amp;gt; Karışık&lt;br /&gt;İçerik görüntüleyici&amp;gt; Etkinleştirin. Şimdi Mail hesabınızı tekrar kapatıp açın işte çözüm bu şekilde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8513598296330793799-1174177855015223931?l=gelisimyap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gelisimyap.blogspot.com/feeds/1174177855015223931/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2010/05/mail-hesabma-gelen-resimleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/1174177855015223931'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/1174177855015223931'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2010/05/mail-hesabma-gelen-resimleri.html' title='Mail Hesabıma gelen resimleri göremiyorum: İşte Cevabı'/><author><name>Cemil KIZIK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12167504252548830398</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_6sGl_BPlVN4/S_gC8LzO9TI/AAAAAAAAAEg/zS0dUl5csa8/S220/IMG0094A.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8513598296330793799.post-5024694470463748936</id><published>2009-06-23T00:05:00.003+03:00</published><updated>2010-05-23T10:08:23.326+03:00</updated><title type='text'>Neyi Meşhur</title><content type='html'>1.Adana’nın Kebabı, Şalgamı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.Afyon’un Kaymağı ve Sucuğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.Amasya’nın Elma’sı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.Ankara’nın Kedisi, Keçisi, Simiti ve Döneri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5.Antalya’nın Portakalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6.Aydın’ın Efes’i, İnciri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7.Ayvalık’ın Tostu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8.Balıkesir’in Höşmerimi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9.Bolu Dağının Sisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10.Bursa’nın İskenderi, Havlusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11.Çanakkale’nin Şehitliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12.Çankırı’nın Kaya Tuzu, Kaya Tuzu Madenleri ve Leblebisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13.Çorum’un Leblebisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14.Denizli’nin Horozu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15.Diyarbakır’ın Karpuzu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16.Düzce’nin Ahçısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17.Erzurum’un Oltu taşı, Çağ Kebabı ve Soğuğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18.Eskisehir’in Lületaşı, Çiğböreği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19.Gaziantep’in Baklavası, Fıstığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20.Giresun’un Fındığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21.Gümüşhane’nin Pestili ve Kömesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22.Inegöl’ün Köftesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23.Isparta’nın Gülü, Halısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24.İstanbul-Şile’nin Şile Bezi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25.İstanbul’un Boğaz Köprüleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26.İzmir-Çeşme’nin Kumrusu (Sandviç),&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27.İzmir’in Kızları, Jantları, Saat Kulesi, Körfezi,Pişmaniyesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28.İzmir-Tire’nin Şiş Köftesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29.Kahramanmaraş’ın Dondurması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30.Karaman’ın Koyunu Sonra Çıkar Oyunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31.Kars’ın Eski Kaşar Peyniri, Balı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;32.Kayseri’nin Kayısısı, Pastırması ve Halkının Uyanıklığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;33.Konya’nın Mevlana Türbesi, Etli Ekmeği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34.Kütahya’nın Çinisi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35.Malatya’nın Kaysısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;36.Manisa’nın Mesir Macunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;37.Manisa-Salihli’nin Odun Köftesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;38.Mardin’in Tarih Kokan Evleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;39.Mersin’in Tantunisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40.Rize’nin Çayı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;41.Safranbolu’nun Evleri, Lokumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;42.Sakarya’nın Köftesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;43.Samsun’un Tütünü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;44.Selçuk’un Efes’i, Meryemana’sı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;45.Susurluk’un Ayranı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;46.Şirince’nin Evleri, Şarabı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;47.Tekirdağ’ın Rakısı, Köftesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;48.Trabzon’un Hamsisi, Horonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;49.Van’ın Kedisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50.Zonguldak’ın Taş Kömürü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eksiğimiz varsa lütfen &lt;a href="mailto:cemilkizik@gmail.com" target="_blank"&gt;cemilkizik@gmail.com&lt;/a&gt; adresine e-posta atınız…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8513598296330793799-5024694470463748936?l=gelisimyap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gelisimyap.blogspot.com/feeds/5024694470463748936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2009/06/1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/5024694470463748936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/5024694470463748936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2009/06/1.html' title='Neyi Meşhur'/><author><name>Cemil KIZIK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12167504252548830398</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_6sGl_BPlVN4/S_gC8LzO9TI/AAAAAAAAAEg/zS0dUl5csa8/S220/IMG0094A.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8513598296330793799.post-2351639606733091713</id><published>2009-06-22T23:57:00.000+03:00</published><updated>2009-06-22T23:58:12.989+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roma Rakamları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roma'/><title type='text'>Roma Rakamları</title><content type='html'>ROMA RAKAMLARI    I  - 1 II  - 2 III - 3 IV  - 4 V  - 5 VI  - 6 VII  - 7 VIII  - 8 IX  - 9 X  - 10 XI  - 11 XII  - 12 XIII  - 13 XIV  - 14 XV  - 15 XVI  - 16 XVII - 17 XVIII   - 18 XIX  - 19 XX  - 20 XXX  - 30 XL  - 40 L  - 50 LX  - 60 LXX  - 70 LXXX  - 80 XC  - 90 C - 100 CC  - 200 CCC  - 300 CD  - 400 D - 500 DC  - 600 DCC  - 700 DCCC  - 800 CM  - 900 M  - 1000&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8513598296330793799-2351639606733091713?l=gelisimyap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gelisimyap.blogspot.com/feeds/2351639606733091713/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2009/06/roma-rakamlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/2351639606733091713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/2351639606733091713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2009/06/roma-rakamlar.html' title='Roma Rakamları'/><author><name>Cemil KIZIK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12167504252548830398</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_6sGl_BPlVN4/S_gC8LzO9TI/AAAAAAAAAEg/zS0dUl5csa8/S220/IMG0094A.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8513598296330793799.post-9204947285763109529</id><published>2009-06-22T23:56:00.001+03:00</published><updated>2009-06-22T23:56:48.013+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fatih sultan Mehmet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kimdir'/><title type='text'>Fatih Sultan Mehmet</title><content type='html'>Fatih Sultan Mehmed’in Hayatı&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmed 29 Mart 1432'de Edirne'de doğdu. Babası Sultan İkinci Murad, Annesi Huma Hatun'dur. Fatih Sultan Mehmed, uzun boylu, dolgun yanaklı, kıvrık burunlu, adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. Devrinin en büyük ulemalarından birisiydi ve yedi yabancı dil bilirdi. Alim, şair ve sanatkarları sık sık toplar ve onlarla sohbet etmekten çok hoşlanırdı. İlginç ve bilinmedik konular hakkında makaleler yazdırır ve bunları incelerdi.&lt;br /&gt;Hocalığını da yapmış olan Akşemseddin, Fatih Sultan Mehmed'in en çok değer verdiği alimlerden biridir. Fatih Sultan Mehmed, gayet soğukkanlı ve cesurdu. Eşsiz bir komutan ve idareciydi. Yapacağı işlerle ilgili olarak en yakınlarına bile hiçbir şey söylemezdi.&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmed okumayı çok severdi. Farsça ve Arapça'ya çevrilmiş olan felsefi eserler okurdu. 1466 yılında Batlamyos Haritasını yeniden tercüme ettirip, haritadaki adları Arap harfleriyle yazdırdı. Bilimsel sorunlarda, hangi din ve mezhebe mensup olursa olsun bilginleri korur onlara eserler yazdırırdı.&lt;br /&gt;Bilime büyük önem veren Fatih Sultan Mehmed yabancı ülkelerdeki büyük bilginleri İstanbul'a getirtirdi. Nitekim astronomi bilgini Ali Kuşçu kendi döneminde İstanbul'a geldi. Ünlü Ressam Bellini'yi de İstanbul'a davet ederek kendi resmini yaptırdı. Şair ve açık görüşlüydü.&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmed 1481 yılına kadar hükümdarlık yaptı ve bizzat 25 sefere katıldı. Azim ve irade sahibiydi. Temkinli ve verdiği kararları kesinlikle uygulayan bir kişiliği vardı. Devlet yönetiminde oldukça sertti. Savaşlarda çok cesur olur, bozgunu önlemek için ileri atılarak askerleri savaşa teşvik ederdi.&lt;br /&gt;20 yaşında Osmanlı padişahı olan Sultan İkinci Mehmed, İstanbul'u fethedip 1100 yıllık Doğu Roma İmparatorluğunu ortadan kaldırarak Fatih ünvanını aldı.&lt;br /&gt;Hz.Muhammed'in (S.A.V) hadisi şerifinde müjdelediği İstanbul'un fethini gerçekleştiren büyük komutan olmayı da başaran Fatih Sultan Mehmed, yüksek yeteneği ve dehasıyla dost ve düşmanlarına gücünü kabul ettirmiş bir Türk hükümdarıydı.&lt;br /&gt;Orta Çağ'ı kapatıp, Yeniçağ'ı açan Cihan İmparatoru Fatih Sultan Mehmed, Nikris hastalığından dolayı 3 Mayıs 1481 günü Maltepe'de vefat etti ve Fatih Camii'nin yanındaki Fatih Türbesi'ne defnedildi.&lt;br /&gt;İstanbul’un Fethi&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmed padişah olduktan sonra ilk iş olarak, devamlı ayaklanma çıkaran Karamanoğlu Beyliğine karşı sefere çıktı. Karamanoğlu İbrahim Bey af diledi. Fatih İstanbul'un fethini düşündüğü için onu bağışladı.&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmed, büyük gayesini gerçekleştirmek için, Macarlara, Sırplara ve Bizanslılara karşı yumuşak davranıyordu. Amacı Haçlıların birleşmesini önlemek, onları tahrik etmemek ve zaman kazanmaktı.&lt;br /&gt;Bin yıllık tarihinin sonuna gelmiş olan Bizans küçüle küçüle sadece İstanbul şehrinin sınırları içinde hüküm süren bir devlet durumuna düşmüştü. Ancak buna rağmen Bizans'ın varlığı, Balkanlar'daki Türk hakimiyeti açısından tehlikeli oluyordu.&lt;br /&gt;Bizans İmparatorları, Anadolu'daki çeşitli siyasi güçleri de Osmanlı aleyhine kışkırtmaktan geri kalmıyorlardı. Hatta zaman zaman Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht kavgalarına karışıp devletin iç düzenini bozuyorlardı.&lt;br /&gt;Yapılan Hazırlıklar&lt;br /&gt;İstanbul'un Osmanlı Devleti'nin hakimiyeti altında girmesi, ticari ve kültürel yönden önemli bir avantajın daha ele geçirilmesi demekti. Boğazlar tam anlamıyla kontrol altına alınacak ve bu sayede Karadeniz ticaret yolları ele geçirilmiş olacaktı. Karamanoğulları meselesini çözen Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethi için gerekli hazırlıklara başladı.&lt;br /&gt;Devrin mühendislerinden Musluhiddin, Saruca Sekban ile Osmanlılara sığınan Macar Urban Edirne'de top dökümü işiyle görevlendirildi. "Şahi" adı verilen bu topların yanında, tekerlekli kuleler ve aşırtma güllelerin üretilmesi (havan topu) yapılan hazırlıklar arasındaydı. Yaptırılan bu büyük toplar İstanbul'un fethedilmesinde önemli rol oynadı.&lt;br /&gt;Yıldırım Bayezid'in İstanbul kuşatması sırasında yaptırdığı Anadolu Hisarının karşısına, Rumeli Hisarı (Boğazkesen) inşa edildi. Bu sayede Boğazlar'ın kontrolü sağlanacak, deniz yoluyla gelebilecek yardımlara karşı tedbir alınmış olacaktı. 400 parçadan oluşan bir donanma inşa edildi. Turhan Bey komutasındaki bir Osmanlı donanması Mora'ya gönderildi ve İstanbul'a yardım gelmesi engellendi.&lt;br /&gt;Eflak ve Sırbistan ile var olan barış antlaşmaları yenilendi. Macarlarla da üç yıllık bir antlaşma yapıldı. Osmanlıların bu hazırlıkları karşısında, Bizanslılar da boş durmuyordu. Surlar sağlamlaştırılıyor ve şehre yiyecek depolanıyordu. Ayrıca Bizans İmparatoru Konstantin, Haliç'e bir zincir gerdirerek, buradan gelecek tehlikeyi önlemeye çalıştı.&lt;br /&gt;Aynı zamanda Haçlı dünyasından yardım isteniyor, Papa ise yapacağı yardım karşısında Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleştirilmesini istiyordu. Ancak Katoliklerden nefret eden Ortodoks Rumlar, Roma kilisesine bağlanmak istemiyor, "İstanbul'da Kardinal Külahı görmektense, Türk Sarığı görmeye razıyız" diyorlardı.&lt;br /&gt;Kuşatma Ve Savaş&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmed, hazırlıklar tamamlandıktan sonra, Bizans İmparatoru Konstantin'e bir elçi göndererek, kan dökülmeden şehrin teslim edilmesini istedi. Fakat İmparatordan gelen savaşa hazırız mesajı üzerine, İstanbul'un kara surları önüne gelen Osmanlı ordusu, 6 Nisan 1453'de kuşatmayı başlattı. Osmanlı donanması ise Haliç'in girişinde ve Sarayburnu önünde demirlemişti. Ordu; merkez, sağ ve sol olarak üç kısma ayrıldı. 19 Nisan'da yapılan ilk saldırıda, tekerlekli kuleler kullanıldı ve bu saldırı ile Topkapı surlarından burçlara kadar yanaşıldı.&lt;br /&gt;Osmanlı Ordusundaki er sayısı 150.000 ile 200.000 arasındaydı. Bu kuvvetlere Rumeli ve Anadolu beylerine bağlı çeşitli kuvvetler de katılmıştı.&lt;br /&gt;Çok şiddetli çarpışmalar oluyor, Bizanslılar şehri koruyan surların zarar gören bölümlerini hemen tamir ediyorlardı.&lt;br /&gt;Venedik ve Cenevizliler de donanmalarıyla Bizans'a yardım ediyorlardı. Fatih Sultan Mehmed Osmanlı donanmasının kuşatma sırasında yeterince kullanılamadığını ve bu yüzden kuşatmanın uzadığını düşünüyordu. İstanbul'un Haliç tarafındaki surlarının zayıf olduğu biliniyordu. Bizans bu bölgeye zinciri bu nedenle germişti. Yüksekten atılan taş gülleler Bizans donanmasından bazı gemileri batırmıştı fakat bir kısım donanmanın Haliç'e indirilmesi kesin olarak gerekliydi.&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethedilmesini kolaylaştıracak önemli kararını verdi. Osmanlı donanmasına ait bazı gemiler karadan çekilerek Haliç'e indirilecekti.&lt;br /&gt;Tophane önündeki kıyıdan başlayıp Kasımpaşa'ya kadar ulaşan bir güzergah üzerine kızaklar yerleştirildi. Gemilerin, kızakların üzerinden kaydırılabilmesi için, Galata Cenevizlilerinden zeytinyağı, sade yağ ve domuz yağı alınarak kızaklar yağlandı. 21-22 Nisan gecesi 67(yada 72) parça gemi düzeltilmiş yoldan Haliç'e indirildi.&lt;br /&gt;Haliç'teki Türk donanmasına ait toplar, surları dövmeye başladı. Ciddi çarpışmalar cereyan etti. Bundan sonraki günlerde top savaşı, ok, tüfek atışları, lağım kazmalar, büyük ve hareketli savaş kulelerinin surlara saldırıları devam etti.&lt;br /&gt;Kuşatmanın uzun sürmesi ve kesin başarıya ulaşılamaması askerler arasında endişe yarattı. Ancak, İstanbul'u her ne şartta olursa olsun almaya kararlı olan Fatih Sultan Mehmed kumandanların ve alimlerin de bulunduğu bir toplantı düzenledi. Cesaretlendirici bir konuşma yaptıktan sonra, 29 Mayıs'ta genel saldırının yapılacağına dair kararını açıkladı.&lt;br /&gt;Çarpışmalar sırasında Bizans'ı koruyan surlar üzerinde kapatılması mümkün olmayan gedikler açılmaya başlamıştı. Surlar içerisine küçük sızmalar oluyor, ancak geri püskürtülüyordu. İlk defa Ulubatlı Hasan ve arkadaşlarının şehit olmak pahasına tutunmayı başardıkları İstanbul surları, artık direnemiyordu. 53 gün süren ve 19 Nisan, 6 Mayıs, 12 Mayıs ve 29 Mayıs'ta yapılan dört büyük saldırıdan sonra Doğu Roma İmparatorluğu'nun 1125 yıllık başkenti olan İstanbul, 29 Mayıs 1453 salı günü fethedildi.&lt;br /&gt;Fethin Sonuçları&lt;br /&gt;İstanbul'un fethi, çok önemli sonuçları da beraberinde getirdi. Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethinden sonra batıdaki hakimiyeti pekiştirmek, sınırları genişletmek, İslam'ı en uzak yerlere kadar yaymak ve Hıristiyan birliğini bozmak amacıyla Avrupa üzerine bir çok seferler düzenledi.&lt;br /&gt;Sırbistan (1454,1459), Mora (1460), Eflak (1462), Boğdan (1476), Bosna-Hersek, Arnavutluk, Venedik (1463-1479), İtalya (1480) ve Macaristan seferleriyle Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'daki hakimiyetini pekiştirdi.&lt;br /&gt;Sırbistan Krallığı tamamen ortadan kaldırılıp Osmanlı sancağı haline getirildi, Mora tamamen fethedildi, Eflak Osmanlı eyaleti yapıldı, Bosna tekrar Osmanlı hakimiyetine alındı, Arnavutluk ele geçirildi. 16 yıl süren Osmanlı-Venedik Deniz Savaşları sonunda Venedik barış imzalamayı kabul etti. İtalya'ya yapılan sefer sırasında Roma'nın fethi açısından çok önemli bir merkez olan Otranto, fethedildi ancak Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine kaybedildi.&lt;br /&gt;Kırımın Fethi&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmed, Karadeniz'e de hakim olmak istiyordu. Venedik ve Cenevizlilerin İslam dünyasının aleyhine yaptıkları esir ticaretini önlemek, İstanbul'a gelen ticari malların taşınmasında esas rolü oynayan Kırım sahillerini ele geçirmek, Karadeniz'i bir Türk Gölü haline getirmek amacıyla hareket eden Fatih, işe 1459'da Amasra'yı fethederek başladı.&lt;br /&gt;1460'da Candaroğulları Beyliği'ne son verildi. 1461'de Trabzon'un, 1475'de de Kırım'ın fethiyle Karadeniz bir Türk gölü haline geldi.&lt;br /&gt;Bu sayede Karedeniz'deki Ceneviz üstünlüğü sona erdi ve İpekyolu'nun tüm denetimi Osmanlı Devleti'ne geçti.&lt;br /&gt;Otlukbeli Savaşı&lt;br /&gt;Karamanoğlu İbrahim'in 1464'te ölmesi üzerine oğulları birbirlerine düşmüşlerdi. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın yardımıyla İshak Bey Karamanoğlu beyliğine sahip oldu. Bunun üzerine diğer oğlu Pir Ahmed Bey Fatih Sultan Mehmed'den yardım istedi ve gelen yardım sayesinde Beyliği ele geçirdi. Fakat Pir Ahmed Bey bir süre sonra gidip Venediklilerle anlaşınca, bu duruma sinirlenen Fatih Sultan Mehmed, Karaman Seferi'ne çıkmaya karar verdi.&lt;br /&gt;Konya ve Karaman alınarak Osmanlı'ya bağlandı. Karaman halkı İstanbul'a ve çeşitli yerlere göç ettirildiler. Pir Ahmed Bey kaçarak Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'a sığındı. Bu olay Osmanlılarla Akkoyunluların arasının açılmasına neden oldu.&lt;br /&gt;Osmanlılar Avrupa ve Anadolu'daki topraklarını genişletirken, Akkoyunlular Devleti'de Doğu Anadolu, Kafkasya, İran ve Irak üzerinde hakimiyet kurmuşlardı. Sınırlarını genişleten iki Türk Devleti arasında büyük bir savaş kaçınılmaz olmuştu. Otlukbeli mevkiinde 11 Ağustos 1473'de yapılan savaşta, devrin en kuvvetli savaş tekniğine ve araçlarına sahip olan Osmanlı ordusu, Uzun Hasan'ın kuvvetli süvarilerden kurulmuş olan ordusunu birkaç saatte dağıttı.&lt;br /&gt;Bu savaştan sonra Akkoyunlular bir daha kendilerini toparlayamadılar. Fatih Sultan Mehmed, Akkoyunlu tehlikesini bu şekilde engellemiş oldu. Anadolu'da ve Rumeli'de birçok sefer düzenleyip pek çok zafer kazanmıştı.&lt;br /&gt;Buna rağmen güneyde güçlü bir devlet konumunda olan Memlüklerle problemler yaşandığı halde sıcak bir savaştan kaçınmıştı.&lt;br /&gt;Denizlerde Durum&lt;br /&gt;İstanbul'un fethiyle ticaret yollarının hakimiyeti Osmanlılara geçmişti. Ancak denizlerde Venedik ve Cenevizliler'in etkinliği devam ediyordu. Fatih ticaret yollarının güvenliğini sağlamak ve korsanlardan kurtulmak için Ege adaları üzerinde siyasetini ağırlaştırdı. Ege adalarına seferler düzenlendi.&lt;br /&gt;Yeni tersaneler ve gemiler inşa edildi. Rodos seferine çıkıldıysa da alınamadı.&lt;br /&gt;İdari Düzenlemeler&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmed, klasik manada Osmanlı devletinin idari kurucusu sayılabilir. İstanbul'un fethinden sonra kendisini Kaiser-i Rum (Doğu Roma İmparatoru) ilan etmiş ve devlet müesseselerini yerleştirmiştir. Fatih, Kanunnamesi ile Atam-Dedem Kanunu dediği gelenekleri yazılı hale getirmiş ve buna Kanunname-i Ali Osman denmiştir.&lt;br /&gt;Divanın idaresini sadrazamlara bırakarak, işleri kafes arkasından takip etmeye başlamış, mutlak vekilim dediği sadrazamı geniş yetkilerle donatmıştır. Ayrıca defterdar, kazaskerler ve diğer üst düzey devlet erkanının görevleri tarif edilmiştir.&lt;br /&gt;Yeniçeri ordusu 10.000'e çıkarılarak güçlü bir merkezi ordu teşkil edildiğinden uç beylerinin önemi azalmış, böylece merkezi idare sağlamlaştırılmıştır. Anadolu ve Rumeli'nin en kudretli devletinin hükümdarı olarak "Han" ünvanını ilk defa o kullamıştır.&lt;br /&gt;İstanbul'un fethinden sonra Yıldırım Bayezid zamanında elden çıkan topraklar yeniden kazanılmış, hatta Rumeli ve Karadeniz kıyılarında yeni yerler fethedilmiştir. Kırım'ın fethi ile Karadeniz bir Türk gölü haline getirilmiş, Anadolu birliği tamamlanmış ve Rumeli'deki Türk varlığı Belgrad'a kadar uzanmıştır.&lt;br /&gt;İstanbul, Fatih zamanında bir ilim ve sanat merkezi haline gelmiş, Fatih medreseleri klasik Osmanlı medreselerinin temelini oluşturmuştur. Şairler ve ilim adamları için bir cazibe merkezi haline gelen İstanbul'a bütün İslam dünyasından bilginler gelmeye başlamıştır.&lt;br /&gt;Mimari Eserler&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmed, otuz yıl kadar süren padişahlığı sırasında Osmanlı Devleti'ni bir cihan devleti konumuna çıkardı. Fatih Sultan Mehmed, eşsiz bir komutan olmakla beraber, büyük bir devlet adamıydı.&lt;br /&gt;Yapmış olduğu çalışmalar ile memleketinde büyük çapta bir imar hareketini gerçekleştirdi. Osmanlı İmparatorluğu'nun çeşitli şehirlerinde 300 kadar cami, 57 medrese, 59 hamam, 29 bedesten, çeşitli saray, hisar, kale, sur, han ve köprüler yaptırdı.&lt;br /&gt;İstanbul'u fethettiği zaman başta Ayasofya olmak üzere sekiz tane kiliseyi camiye çevirdi. Bugünün üniversitesi olan Fatih Külliyesi'ni 1470 yılında tamamladı.&lt;br /&gt;Hz.Eyyub-i Ensari'nin kabri, Fatih'in hocası Akşemseddin tarafından keşfedildi ve üzerine Eyüp Camii yaptırıldı.&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmed tarafından İstanbul'un Fatih semtinde yaptırılan Fatih Camii, 1470 yılında yine onun tarafından ibadete açıldı.&lt;br /&gt;Fatih zamanında inşa edilen Kapalıçarşı, ilerde İstanbul'un en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelecekti.&lt;br /&gt;Devrin mimari eserleri arasında bulunan Yeni Bedesten de çok ünlüdür.   Saray-ı Cedide-i Amire adı verilen Yeni Sarayı (Topkapı Sarayı) da Fatih Sultan Mehmed yaptırdı.&lt;br /&gt;Fatih’in İnsan Hakları Ahidnamesi&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmed, Bosnayı fethettiği zaman Osmanlı devlet politikasının sonucu olarak bölge halkına dini serbestiyest getirmiştir. Fatih Sultan Mehmed'in buradaki latin papazlarına verdiği 883 (1478) tarihli ferman suretinde; "Nişanı-ı hümayun şu ki Ben ki Sultan Mehmed Han'ım; üst ve alt tabakada bulunan bütün halk tarafından şu şekilde bilinsin ki, bu fermanı taşıyan Bosna rahiplerine lütufta bulunup şu hususları buyurdum: Sözkonusu rahiplere ve kiliselerine hiçkimse tarafından engel olunmayıp rahatsızlık verilmeyecektir. Bunlardan gerek ihtiyatsızca memleketimde duranlara ve gerekse kaçanlara emn ü aman olsun ki, memleketimize gelip korkusuzca sakin olsunlar ve kiliselerinde yerleşsinler; ne ben, ne vezirlerim ne de halkım tarafından hiç kimse bunlara herhangi bir şekilde karışıp incitmeyecektir. Kendilerine, canlarına, mallarına, kiliselerine ve dışardan memleketimize getirecekleri kimselere yeri ve göğü yaratna Allah hakkı için, Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) hakkı için, yedi Mushaf hakkı için, yüz yirmi dört bin peygamber hakkı için ve kuşandığım kılıç için en ağır yemin ile yemin ederim ki, yukarda belirtilen hususlara söz konusu rahipler benim hizmetime ve benim emrime itaatkâr oldukları sürece hiç kimse tarafından muhalefet edilmeyecektir." Bu ferman suretinde de görüldüğü gibi azınlıklar tam bir hürriyet ortamı içinde hayatlarını sürdürmüşlerdir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8513598296330793799-9204947285763109529?l=gelisimyap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gelisimyap.blogspot.com/feeds/9204947285763109529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2009/06/fatih-sultan-mehmet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/9204947285763109529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/9204947285763109529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2009/06/fatih-sultan-mehmet.html' title='Fatih Sultan Mehmet'/><author><name>Cemil KIZIK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12167504252548830398</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_6sGl_BPlVN4/S_gC8LzO9TI/AAAAAAAAAEg/zS0dUl5csa8/S220/IMG0094A.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8513598296330793799.post-5051418102850089098</id><published>2009-06-22T23:55:00.001+03:00</published><updated>2009-06-22T23:55:55.563+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ali Kuşçu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kimdir'/><title type='text'>Ali Kuşçu Kimdir?</title><content type='html'>Ali Kuşçu&lt;br /&gt;( .... - 1474)On beşinci yüzyılda yaşamış olan önemli bir astronomi ve matematik bilginidir. Babası Timur'un (1369-1405) torunu olan Uluğ Bey'in doğancıbaşısı idi. "Kuşçu" lâkabı buradan gelmektedir. Uluğ Bey, özellikle bir matematikçi ve astronomdur. Bununla birlikte, edebiyatı, şiir ve tarih yazmayı ve Kuran çalışmayı kesinlikle ihmal etmemiştir. Astronomi çalışmalarını ilerletmek için 1417'de bir medrese yaptırmaya başladı. Başlıca başarılar şöyleydi: Kübik denklemlerin doğru yaklaşık çözümleri için yöntemler, iki terimli teorem ile çalışma; Uluğ Bey’in sekiz ondalık kesre kadar doğru olan kesin sinüs ve kosünüs tabloları; kküresel trigonometri formülleri ve özellikle önemli olan Batlamyusunkinden beri ilk kapsamlı yıldız cetveli olan,Uluğ Bey’in Yıldızlar Cetveli.Ali Kuşçu, Semerkand'da doğmuş ve burada yetişmiştir. Burada bulunduğu sıralarda, Uluğ Bey de dahil olmak üzere, Kadızâde-i Rûmî (1337-1420) ve Gıyâsüddin Cemşid el-Kâşî (?-1429) gibi dönemin önemli bilim adamlarından matematik ve astronomi dersleri almıştır. Ali Kuşçu bir aralık, öğrenimini tamamlamak amacı ile, Uluğ Bey'den habersiz Kirman'a gitmiş ve orada yazdığı Hall el-Eşkâl el-Kamer adlı risalesi ile geri dönmüştür. Dönüşünde risaleyi Uluğ Bey'e armağan etmiş ve Ali Kuşçu'nun kendisinden izin almadan Kirman'a gitmesine kızan Uluğ Bey, risaleyi okuduktan sonra onu takdir etmiştir. Ali Kuşçu, Semerkand'a dönüşünden sonra, Semerkand Gözlemevi'nin müdürü olan Kadızâde-i Rûmî'nin ölümü üzerine gözlemevinin başına geçmiş ve Uluğ Bey Zîci'nin tamamlanmasına yardımcı olmuştur. Ancak, Uluğ Bey'in ölümü üzerine Ali Kuşçu Semerkand'dan ayrılmış ve Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın yanına gitmiştir. Daha sonra Uzun Hasan tarafından, Osmanlılar ile Akkoyunlular arasında barışı sağlamak amacı ile Fatih'e elçi olarak gönderilmiştir. Bir kültür merkezi oluşturmanın şartlarından birinin de bilim adamlarını biraraya toplamak olduğunu bilen Fatih, Ali Kuşçu'ya İstanbul'da kalmasını ve medresede ders vermesini teklif eder. Ali Kuşçu, bunun üzerine, Tebriz'e dönerek elçilik görevini tamamlar ve tekrar İstanbul'a geri döner. İstanbul'a dönüşünde Ali Kuşçu, Fatih tarafından görevlendirilen bir heyet tarafından sınırda karşılanır. Kendisi için ayrıca karşılama töreni yapılır. Ali Kuşçu'yu karşılayanlar arasında, zamanın ulemâsı İstanbul kadısı Hocazâde Müslihü'd-Din Mustafa ve diğer bilim adamları da vardır. İstanbul'a gelen Ali Kuşçu'ya 200 altın maaş bağlanır ve Ayasofya'ya müderris olarak atanır. Ali Kuşçu, burada Fatih Külliyesi'nin programlarını hazırlamış, astronomi ve matematik dersleri vermiştir. Ayrıca İstanbul'un enlem ve boylamını ölçmüş ve çeşitli Güneş saatleri de yapmıştır. Ali Kuşçu'nun medreselerde matematik derslerinin okutulmasında önemli rolü olmuştur. Verdiği dersler olağanüstü rağbet görmüş ve önemli bilim adamları tarafında da izlenmiştir. Ayrıca dönemin matematikçilerinden Sinan Paşa da öğrencilerinden Molla Lütfi aracılığı ile Ali Kuşçu'nun derslerini takip etmiştir. Nitekim etkisi onaltıncı yüzyılda ürünlerini verecektir. Ali Kuşçu'nun astronomi ve matematik alanında yazmış olduğu iki önemli eseri vardır. Bunlardan birisi, Otlukbeli Savaşı sırasında bitirilip zaferden sonra Fatih'e sunulduğu için Fethiye adı verilen astronomi kitabıdır. Eser üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde gezegenlerin küreleri ele alınmakta ve gezegenlerin hareketlerinden bahsedilmektedir. İkinci bölüm Yer'in şekli ve yedi iklim üzerinedir. Son bölümde ise Ali Kuşçu, Yer'e ilişkin ölçüleri ve gezegenlerin uzaklıklarını vermektedir. Döneminde hayli etkin olmuş olan bu astronomi eseri küçük bir elkitabı niteliğindedir ve yeni bulgular ortaya koymaktan çok, medreselerde astronomi öğretimi için yazılmıştır. Ali Kuşçu'nun diğer önemli eseri ise, Fatih'in adına atfen Muhammediye adını verdiği matematik kitabıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8513598296330793799-5051418102850089098?l=gelisimyap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gelisimyap.blogspot.com/feeds/5051418102850089098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2009/06/ali-kuscu-kimdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/5051418102850089098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/5051418102850089098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2009/06/ali-kuscu-kimdir.html' title='Ali Kuşçu Kimdir?'/><author><name>Cemil KIZIK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12167504252548830398</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_6sGl_BPlVN4/S_gC8LzO9TI/AAAAAAAAAEg/zS0dUl5csa8/S220/IMG0094A.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8513598296330793799.post-2744202791812056819</id><published>2009-06-22T23:46:00.002+03:00</published><updated>2009-06-22T23:52:39.018+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İlk Buluşlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İlkler'/><title type='text'>İlk Buluşlar</title><content type='html'>İlkler nerede nasıl başladı hepsi meraklarınızı giderecek yeni bilgilere sahip olacaksınız… Buyurun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK TELEFON&lt;br /&gt;Konuşmaları açıkça aktaran ilk telefon aleti, Charles Sumner Tainter ve Alexander Graham Bell tarafından geliştirilen Radyofon adlı aygıttır. İki bilim adamı, bu aygıtla ilk başarılı denemeyi 15 Şubat 1880 günü gerçekleştirdi. Verici, Washington’da 13. Cadde’deki Franklin School’un tepesine konmuştu. Tainter, ahizeyi eline alarak konuşmaya başladı: Bay Bell… Bay Bell… Beni duyabiliyorsanız, Lütfen pencerenin önüne gelip şapkanızı sallayın. Az sonra Bell, 14. Cadde’de bulunan laboratuarının penceresine geldi. Elinde şapka vardı. Bir an durdu, sonra sallamaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK SİGARA&lt;br /&gt;Ticari amaçlı ilk sigara 1843 yılında Fransa’da devlet tekelindeki Française des Tabacs adlı kuruluş tarafından üretildi.İlk parti 20 bin sigara, Kraliçe Marie-Amelie tarafından o yıl Paris’te düzenlenen kermeste satıldı. Fabrikasyon olarak sigara üretimine ilk kez 1853 yılında Küba’nın başkenti Havana’da Don Luis Susini tarafından başlandı. Markalı ilk sigara ise İngiltere’ de 1859’da “Tatlı Üçler” adıyla üretildi. Firmanın sahibi olan Robert Peacock Gloag, 1854–1856 yılları arasındaki Kırım Harbi sırasında, Ruslara karşı Türklerle omuz omuza savaşmıştı. O sırada silah arkadaşı Türklerden sigara sarmasını öğrendi. Ülkesine döndüğünde sigara üretimine geçmeye karar verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK ÇEK&lt;br /&gt;Hamiline yazılmış ilk çek, 22 Nisan 1659 günü, Londra’da Nicholas Vanacker’a ödendi. 10 pound değerindeki bu çeki ödeyen banka, Clayton and Morris’ti. El yazısıyla yazılmış olan çekin aslı, 1976 yılı Aralık ayında Londra’da Sothebys müzayede salonunda yapılan açık arttırmada 1300 pounda satıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK KAHVEHANE&lt;br /&gt;İlk kahvehane, 1554 yılında Şam’dan gelen Hakim ve Cem adlı iki tacir tarafından İstanbul’da açıldı. Daha sonra sayıları hızla arttı. Bu kahvehanelere, aydınlar okulu anlamına gelen mekteb-i irfan deniyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK GELİR VERGİSİ&lt;br /&gt;1451 yılında Floransa’da Catastro adı altında Lorenzo De Medici tarafından toplanmaya başlandı. Daha sonra Scala adını alan bu vergi, önceleri devlete gelir sağlamak amacıyla ve iyi niyetle toplanıyordu. İlk süper vergiyi ise, İngiltere’de David Lloyd George, 1909 bütçesiyle birlikte yürürlüğe koydu. Buna göre, yıllık geliri 5 bin sterlini aşan herkesten gelirinin 3 bin sterlininden sonraki her sterlin için 6 penny vergi alınıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK TOTO OYUNU&lt;br /&gt;1922 yılında, İngiltere’nin Birmingham kentinde, John Jervis Barnard tarafından oynatıldı. Bu amaçla tek odalı bir büro tutan Barnard’ın düzenlediği bahisin ilk kuponunda, altı karşılaşmanın galibini bilmek gerekiyordu. 1938 yılına kadar bu oyunu sürdüren Barnard, kuruluşunu o yıl David Cope’a devretti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK DONDURMA&lt;br /&gt;1686 yılında, İngiltere Kralı II. James ve adamlarının tanesine birer pound ödeyerek 12 tabak dondurma yediklerine dair bir belge varsa da, dondurmanın kökenleri, çok daha eskiye dayanır. Büyük İskender’in Neron’un ve Mısır firavunlarının dondurma yediklerine ilişkin söylentiler vardır. Şorbet denilen ilk dondurmanın 16. yüzyılda Floransa’da (İtalya) ortaya çıktığı, oradan da Fransa’ya atladığı biliniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nüfusu 1 Milyonu Aşan İlk Kent&lt;br /&gt;Dünyadaki tüm kentler arasında, nüfusu 1 milyonu aşan ilk kent Londra’dır. 1811 yılında yapılan nüfus sayımında, bu kentte 1 milyon 9 bin 546 kişi yaşadığı saptanmıştır. 7 yıl sonra dünyada yapılan nüfus sayımlarında ise nüfusu 1 milyonu aşan kentlerin sayısı ancak 7’yi bulmuştu. Bu şehirler; Londra, Paris, Kanton, New York, Viyana, Nanking, Tokyo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk Kahve ve Neskafe (Nescafe)&lt;br /&gt;Kahveyi ve yararlarını ilk belirleyen kişi, ünlü Türk bilgini İbni Sina’dır. İbni Sina, M.S. 1000 yılında kahveyi keşfetti ve ona Bunc adını verdi. Bu isim Etopya’ da hala kullanılır.&lt;br /&gt;Bugün Avrupa ve Amerika’da yaygın bir biçimde kullanılan Neskafe sekiz yıllık bir araştırmadan sonra ilk kez 1938 yılında İsviçre’de Vevey kentinde Nestle tesislerinde hazırlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK BLUCİNLER (BLUE JEANS)&lt;br /&gt;1850 yılında Bavyera’dan ABD’ye göceden Levi Strauss tarafından yapıldı. Altına hücum döneminde San Francisco’ya geldiğinde yanında çadır ve branda bezi yapmak üzere getirdiği bir miktar kumaş vardı. O sırada karşısına çıkan bir madenci, normal pantolonların, madenlerde çabuk eskiyip yırtıldığını söyleyince, Strauss’ın kafasında şimşek çaktı ve elindeki kalın kumaştan dayanıklı pantolon yapmaya karar verdi. Bu ilk blucinler, düzinesi 13,5 dolardan satışa çıkarıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk Tükenmez Kalem&lt;br /&gt;Tükenmez kalem ilk kez 1938 yılında Macar heykeltıraş ve gazeteci Lasalo Biro tarafından bulundu. Biro, o yıllarda Budapeşte’de hükümet tarafından finanse edilen bir dergi çıkarıyordu. Bir gün, derginin basıldığı matbaaya gittiğinde, çabuk kuruyan mürekkeplerin sağlayacağı yararları düşündü ve ilk tükenmez kalem ilk örneğini geliştirdi. Biro, 10 Haziran 1943 yılında mürekkep damlatmayan bir kalemin patentini kendi adına tescil ettirdi. Biro patenti altında halka satılan ilk tükenmez kalemler ise, 1945 yılında Buenos Aires’te Eterpen şirketi tarafından piyasaya çıkarıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk Açlık Grevi&lt;br /&gt;Çar 3. Aleksandır döneminde (1881–1894) Rusya’daki cezaevlerinde bulunan mahkûmlar tarafından yapıldı. 1889 yılında, Kara Gaol Hapishanesi’nde bulunan kadın mahkumlar da açlık grevine katılınca, kendilerine zorla yemek yedirildiğine ilişkin kanıtlar var. İngiltere’de ilk açlık grevi ise 1909 yılı Temmuz ayında Marion Wallace Dunlop adlı bir genç kız tarafından yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK MUM&lt;br /&gt;Günümüzden 2000 yıl önce, hayvansal yağların arasına pamuk sokularak ilk mum yapıldı. Ancak, bu mumlar herkesin kullanamayacağı kadar pahalı ve lükstü. 17.yy’a kadar bu durum devam etti. Fransız bilim adamı Sieur Le Brez, kalıba dökülen mumları yapınca, üretim çok daha ekonomikleşti ve mum kullanımı büyük ölçüde arttı. Parafin mumların ilki ise 1850 yılında İskoçya’da James Young adlı kimyager tarafından yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK OTEL&lt;br /&gt;1774 yılında Şubat ayında, Covent Garden’da (İngiltere), Lows Grand Hotel adıyla açıldı. Otelin sahibi David Lowdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK HAYAT SİGORTASI ŞİRKETİ&lt;br /&gt;Londra’da Sir Thomas Allen tarafından 1706 yılında, Amicable Society for a Perpetual Assurance Office adı altında faaliyete geçirildi. Sigortalanacak kişinin 15 yaşından küçük 45 yaşından büyük olmaması gerekiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK MARGARİN&lt;br /&gt;Patenti, 15 Temmuz 1869 günü Paris’te Hippolyte Mege-Mouries adlı Fransız tarafından alındı. Aynı yıl, III. Napolyon, donanmada tereyağı yerine kullanılmak üzere bir başka madde geliştirilmesi için yarışma açmıştı. Mege-Mouries, bu yarışmaya katılan tek kişi oldu ve kralın koyduğu ödülü de aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK OTOMOBİL ÜRETİMİ&lt;br /&gt;Petrolle çalışan otomobillerin üretimi, 1888 yılında Almanya’da Rheinische Gasmotorenfabrik Karl Benz tarafından Mannheim’da başladı. Gerçi Benz, ilk kullanılabilir modelini üç yıl önce yapmıştı ama, kayıtlara geçen satış, Parisli Emeli Rogers’a yapıldı ve fatura tarihi 16 Şubat 1888’di. 2 beygir gücünde, tek silindirli, üç tekerlekli ve iki kişilik olan bu araba, dört koli içinde Paris’e gönderildi. Benz firması aynı yıl ilk katalogunu çıkardı. İlk üretilen arabalar üç tekerlekliydi ve 1893 yılında dört tekerlekli ilk iki model piyasaya çıkarıldı. Bunlar, Victoria ve Vis-a-vis modelleri olarak adlandırıldı.&lt;br /&gt;1893 yılı sonunda Benz firmasının sattığı araba sayısı 69’du. Seri üretimin ilk standart modeli Benz Velo, 1894 Nisanında piyasaya sürüldü. Üzerinde 1,5 beygir gücündeki motorla saatte en fazla 12 mil hız yapabilen bu arabalar, 2.200 Marktan satılıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK OTOMOBİL HIRSIZLIĞI&lt;br /&gt;1896 yılının Haziran ayında Paris’te meydana geldi. Baron de Zuylen, Peugeot marka arabasının onarımı için imalatçı firmaya göndermişti. Baron’un şoförü, arabayı fabrikadan çalarak ortadan kayboldu. Bir süre sonra hırsız, araba ile birlikte Asnieres’de ele geçirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK DOLMUŞ SEFERİ&lt;br /&gt;Şehirlerarası ilk dolmuş seferi, 1898 yılının Ağustos ayında, London Motor Van and Wagon Co. Şirketi tarafından Clacton ile Londra arasında başladı. Şirket, her Cuma Clacton’dan Londra’ya 4 araç kaldırıyordu. 70 millik mesafe 5,5 saatte kat ediliyordu.&lt;br /&gt;ABD’de ilk dolmuş seferleri ise, 1899 yılında Nassau County Motor Coach Co. tarafından başladı. Seferler, Long İsland’ın banliyöleri arasında yapılıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK PLAKA&lt;br /&gt;Paris Emniyet Müdürlüğü’nün 14 Ağustos 1893 günü yayınladığı talimatnamede şu satırlar vardı:Her motorlu aracın üzerinde, görünebilir büyüklükte bir metal plaka olacaktır. Bu plaka üzerinde, araç sahibinin adı, adresi ve ruhsat numarası yazacaktır. Aracın sol tarafına takılacak olan bu plaka hiçbir biçimde gizlenmeyecektir.30 Eylül 1901 tarihinden itibaren bu kural tüm Fransa da geçerli oldu. Saatte 30 km yapabilen her aracın bu plakayı takması istendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AŞIRI HIZ NEDENİYLE CEZALANDIRILAN İLK SÜRÜCÜ&lt;br /&gt;İngiltere2de Walter Arnold ilk hız nedeniyle ceza alan kişidir. 28 Ocak 1896 günü Tombridge Polis Mahkemesi’nde, C.W. Powell tarafından, sekiz gün önce meskûn bölgede 2 millik hız sınırının ihlal edilmesi suçundan yargılanmıştır. Arnold’un şansızlığı, 2 millik hız sınırını, tam yerel polis komiserinin evinin önünde aşmasıydı. O sırada akşam yemeğini yemek için eve gelen komiser, olayı görünce derhal yemek masasından kalkmış, başlığını giyip bisikletine binerek suçlunun peşine düşmüştü. 5 saat süren kovalamacının ardından Arnold aşırı hızdan dolayı tutuklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK EHLİYET&lt;br /&gt;14 Ağustos 1893 tarihinde Paris Emniyet Müdürlüğü, bir kararname yayınladı: Hiçbir motorlu araç, sahibinin başvurusu üzerine tarafımızdan verilecek sürücü belgesi olmadan kullanılamaz. Sürücülerin hataları nedeniyle, söz konusu belgeleri iptal etme hakkına her zaman sahibiz. Bu duyuru üzerine, araba sahipleri, Paris Emniyet Müdürlüğü’ne başvurdular. 1 Kasım 1899’a kadar Paris bölgesinde 1795 kişiye sürücü belgesi verilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK GAZETELER&lt;br /&gt;Aynı başlık altında belirli aralıklarla yayınlanıp haberleri okuyucularına aktaran ilk iki gazete, Almanya’da 1609 yılının Ocak ayında yayınlanmaya başladı. Aviso Relation oder Zeitung, 15 Ocak’ta ilk sayısını çıkardı ve haftalık olarak sürdürdü. Öteki gazete ise, Aller Fürnemmen und Gedenckwürdingen Historien başlığı taşıyordu. Haftada bir kez Strasbourg’da basılan gazetenin üzerinde tarih yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK KÖŞE YAZARI&lt;br /&gt;Dr. John Hill, 11 Mart 1951 tarihinden itibaren London Advertiser ve Literary Gazette’de Müfettiş imzasıyla köşe yazıları yazmaya başladı. Bu, ilk imzalı köşe yazısıydı. Hill, iki yıl boyunca yazılarını sürdürdü ve her yıl için 1500 sterlin ücret aldı. Bu da, o zamana göre, hatırı sayılır bir paraydı. Basın tarihinin bu ilk köşe yazarı, bugünün meslektaşları gibi ciddi konulara ilgilenmiyor aksine dedikoduları yansıtmaktan zevk alıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK NAYLON&lt;br /&gt;Amerikan kimya şirketi E.İ. Du Pont De Neumors’da, Dr. Wallace Carothers başkanlığında bir araştırma ekibi tarafından üretildi ve 16 Şubat 1937’de patenti alındı. Ticari olarak üretilen ilk naylon ürün ise, diş fırçası kılıdır. İlk naylon iplik de, aynı şirketin Seaford fabrikasında 15 Aralık 1939’da üretilmiş ve çorap yapımında kullanılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK EMEKLİ MAAŞI&lt;br /&gt;Almanya’da, Bismark’ın 1889 yılının Haziran ayında hazırlattığı Emeklilik Sigortası Yasası, 1 Ocak 1891 yılından itibaren yürürlüğe girdi. Yasaya göre 16 yaşının üzerinde olup da, hiçbir iş yapmayan ve yıllık geliri 2000 mark altında olan herkese, belirli bir çizelgeye göre yardım yapılıyordu. İngiliz Milletler Topluluğu’nda, yasa ile emekli aylığı ödemeye başlayan ilk ülke Yeni Zelanda oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK PLASTİK&lt;br /&gt;Parkesin adıyla, nitroselüloz, kafur ve alkolün karışımıyla Birmingham kentinde Alexander Parkes tarafından yapıldı. Üretimine ise Londra’da, 1866 yılında Parkes tarafından başlandı. Bulucusuna göre, bu ilk plastik, gerçekten harika bir maddeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK CİPS PATATES&lt;br /&gt;1853 yılında, New York’taki Moon Lake House Oteli’nin Kızılderili aşçısı George Crum tarafından hazırlandı. Bir akşam, otelin restoranına yemeğe gelen müşterilerden biri, Crum’dan Fransızların ünlü patates tavasından daha ince bir patates yemeği istedi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8513598296330793799-2744202791812056819?l=gelisimyap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gelisimyap.blogspot.com/feeds/2744202791812056819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2009/06/ilk-buluslar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/2744202791812056819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8513598296330793799/posts/default/2744202791812056819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gelisimyap.blogspot.com/2009/06/ilk-buluslar.html' title='İlk Buluşlar'/><author><name>Cemil KIZIK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12167504252548830398</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_6sGl_BPlVN4/S_gC8LzO9TI/AAAAAAAAAEg/zS0dUl5csa8/S220/IMG0094A.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
